22 Ekim 2011 Cumartesi

Öğrenci mi dediniz?!

       Bu yazımda okul anılarını anlatmak isterim beyler bayanlar. Anlatacak çok şey var da ben birazını anlatayım çünkü siz sıkılıyorsunuz mıy mıy ediyorsunuz sonra, deermişim. Neyse diğerlerini ara ara anlatırım. Diyeceklerim bu kadar arkadaşlar beni okuduğunuz için teşekkür ederim, hoşçakalın. Şaka oooolum şaka! Öyle şey yapar mıyım ben hiç...OF neyse geçiyom ben konuya.
      Şimdi ben fen öğrencisiyim, gerçi artık fen tm falan kalktı da işte ben yine de fenim. aFENim bana. Bilirsiniz fen öğrencileri sözel dersleri, tm öğrencileri de sayısal dersleri sevmez. Ama ben sayısal derslere bayılırım. Öperim koklarım falan fiziği kimyayı. Matematiği de severim lan valla bak. Bela falan okumayın bana seviyorum işte. Her neyse ben sözel dersler gelince vururum kafayı yatarım. Vururum yani kafayı, ahmet kaya kafasına sıkar ama ben vururum kafayı o derece. Öyle bir uykum geliyor ki, tahtadan sıra öyle bir rahat geliyor ki, öyle bir geçiyor ki zaman. Ah ah gel de uyuma. Hele biri bi parçayı mı okuyor. Oooooh ninni gibi. Ama çoğu kişimiz düşünemeyiz arkadaşımız okurken parçayı başkasına sen devam et diyebileceğini öğretmenin. Sen uyuyorsun, öğretmen sana sen devam et diyor. -YOK EBEM! (evet böylelikle twitter nickimin de nereden geldiğini öğrenmiş bulunmaktayız genşler.) Öğretmen sana söyler sen mal gibi bakarsın böyle. Aptal aptal nerede kaldığını bulmaya çalışırsın. Fişini takmadığın televizyonu çalıştırmak gibi. Öğretmen senin bulamayacağını biliyor zaten ki sana ondan devam et diyor. Sen acı çekiyorsun böyle, o zevk alıyor.
  Öğr: Nerde kaldı bu ya? of şurası mı? burası mı
  Öğrtmen: Oooh bulamadı, evet bebeğim az sağa kay, yok yok oraları okumuştu o. Yoksa alta mı insen güzelim ya? yok yok orayı da okudu arkadaşın. Ara ara daha çok ararsın. Oh lan rahatladım rezil ettim iti.
    Çok kötü bi şey di mi. Çok duygusal bence. Bana çok duygusal gelir hep az önceki konuşma. Oturur saatlerce buna ağlarım ben. Düşündükçe gözüm dolar, kulaklarım ma... saçmalamayın be yapmıcam. Hemen atlayın zaten. Ben sizi denedim. Bu arada bunları yazarken Fatmagülü izliyorum. Fatoş ağlıyor yine. Ikına ıkına böyle. "ıııııhhh kerim, keriiim ıh, ıh ıh ıh" bu sesleri çıkartırken omuz yukarı aşağı biliyorsunuz siz. Belki bir gün gerçekten ağlar. Onun abisi bende olacak zaten var ya. Tıkarım bi odaya sinirlendiğimde gider döverim. Kızarsa ne vuruyon diye, masaj yapıyom lan it derim inanır teşekkür falan eder. Tam streslik he. Yürürken tam çelme takmalık bir kişiliği var. Arada dizi muhabbeti de yaptırdınız ha helal olsun. Neyse ben nerde kalmıştım. Hah derslerde uyumaktan bahsediyordum. Zaten başımıza ne geliyorsa uyumaktan geliyor. Dövme yaptırıcam "herşey uyumaktan" yazdırıcam sol omzuma. Yok lan çok saçma yazdırmam. Yine uyursun böyle dalar gidersin çok derin ama, öyle böyle değil aşırı derin bi uyku. Ders inkılap. Olur ya hani uykunda bi yerden düşüyo gibi olursun titreyerek uyanırsın. Ne titremesi? bildiğin pat küt uyanırsın. Sıra bi sarsılır. Arkadaşın ne olacağını anlamaz. Salya desen sıranın üstü olimpik havuz olmuştur. Arkadaşın ayıp olmasın diye söylemez. Sesli sesli uyandığın için herkes sana bakar, sen onlara. Nasıl toparlarım diye düşünürsün, ama bilirsin ağlasan düzeltemezsin o durumu. Yıllıklara bile geçer. Tamam lan abarttım. Daha çok anılar var da çok uzun oldu gördüğüm kadarıyla dostlarım ya, bi dahaki bloğa artık. Yazımı şu sözlerle bitireyim bari.

   Fatmagül unutmuş lan ağlamayı
   Zaten handeye de lazım yaşam alanı
   Ne alakaysa havaalanı???
   Neyse bitireyim ben bu yazıyı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder